Dr. İnal, söz konusu ilaçların Tip 2 diyabet, karaciğer yağlanması ve obezite tedavisinde etkili sonuçlar sunduğunu ifade etti. Sindirim sistemi üzerinde GLP-1 ve GIP reseptör agonisti olarak görev yapan bu ilaçların, kan şekeri, kan yağları ve tansiyonun kontrolüne de katkı sağlayabildiğini söyledi.
Tedavi sürecinin uzman hekim tarafından planlanması gerektiğini vurgulayan İnal, ilaçların ilk haftalarında bulantı, kusma, kabızlık ve şişkinlik gibi sindirim sistemi kaynaklı yan etkilerin görülebileceğini, ancak bu şikayetlerin çoğu hastada zamanla azaldığını belirtti.
İlaç kullanımına başlamadan önce hastaların safra kesesi ve pankreas açısından değerlendirilmesi gerektiğini aktaran İnal, ayrıca göz muayenesinin de tedavi öncesinde tamamlanmasının önem taşıdığını dile getirdi. Uygun görülen hastaların haftada bir kez deri altına uygulanan enjeksiyonu kendi kendilerine yapabileceklerini ifade etti.
Dr. İnal, tedavinin bırakılması halinde verilen kiloların yeniden alınabileceğine dikkat çekerek, kalıcı başarı için sağlıklı beslenme alışkanlıklarının ve düzenli fiziksel aktivitenin ilaç sonrasında da sürdürülmesi gerektiğini söyledi.
Söz konusu ilaçların bağımlılık yapmadığını belirten İnal, "Bu tedaviler sadece zayıflama amacıyla değerlendirilmemeli, metabolik bozuklukların düzeltilmesine yönelik bir tedavi seçeneği olarak görülmelidir. Bu nedenle mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalıdır." ifadelerini kullandı.





