Kurtik Dağları’nda çobanlık yaptığı dönemde taşlara ilgi duymaya başlayan Koç, başlangıçta çevresindekilerin şaşkın bakışlarıyla karşılaştı. “Altın mı arıyorsun?” şeklindeki sorulara rağmen merakından vazgeçmeyen Koç, yıllar boyunca binlerce taşı inceledi, beğendiklerini seçerek evine götürdü.
Koç için taşların değerini yalnızca görüntüleri belirlemiyor. Farklı renkler, hayvan figürlerini andıran şekiller ve fosil izleri taşıyan parçalar koleksiyonunda özel bir yer tutuyor. Doğadan topladığı taşları evinde temizleyen Koç, zamanla ailesinin de bu meraka ortak olduğunu söylüyor.
Taşlarla ilgilenmenin kendisine huzur verdiğini anlatan Koç, boş zamanlarında koleksiyonundaki parçaları temizleyip inceleyerek günün stresinden uzaklaştığını belirtiyor. Arkadaşlarının da koleksiyona ilgi gösterdiğini ifade eden Koç, kendisine taş getirenlere koleksiyonundan taş hediye ettiğini dile getiriyor.
Yaklaşık 400 parçadan oluşan koleksiyonunu daha fazla kişinin görmesini isteyen Koç’un en büyük hedefi ise taşlarını sergileyebileceği uygun bir alan oluşturmak. Koleksiyonundaki parçaların farklı renk ve şekilleriyle dikkat çektiğini belirten Koç, bu merakını artık daha geniş kitlelerle paylaşmak istiyor.
Taşlara yönelik ilginin son yıllarda arttığına da dikkat çeken Koç, dekorasyonda doğal taşların kullanılmasının bu alana olan merakı artırdığını ifade ediyor. Yıllar önce çevresindekilerin anlam veremediği uğraşının bugün farklı bir ilgi alanına dönüştüğünü belirten Koç, taşlara ilgi duyan kişilerle koleksiyonunun bir bölümünü paylaşmaya da sıcak bakıyor.
Çocukluk ve gençlik dönemlerinde başlayan taş merakı, Koç’un hayatında 40 yıla yayılan bir tutkuya dönüşürken, doğadan topladığı her yeni taş koleksiyonuna farklı bir hikâye katıyor.




